Gollum/Sméagol
Sméagol adıyla da bilinen Gollum, Tek Yüzük sayesinde bir yaratığa dönüşen bir hobbittir. Yüzüğü onlarca yıl Dumanlı Dağlar’da saklamıştır. Doğum tarihi ve ebeveynleri bilinmez.

Yaşamı

Sméagol, Ulu Nehrin kıyısında Yabandiyar'ın sınırındaki, Ülkenler'in babalarının babalarıyla akraba bir Hobbit türünden zengin ve hürmet gören bir ailenin en meraklı ferdidir. Köklere ve başlangıçlara meraklı, derin su birikintilerine ilgi duyan, ağaçların ve büyüyen bitkilerin diplerini kazmaktan zevk alan, aklı da gözleri de hep aşağılarda olan birisidir. Bir gün Deagol adında, daha keskin gözlü ama onun kadar atik ve kuvvetli olmayan bir arkadaşıyla kayığa binip Ferah Çayırlar'dan aşağı, büyük süsen yatakları ile çiçek açan kamışların olduğu bir yere inerler. Orada Sméagol çıkıp nehrin kıyılarını yoklamaya başlar. Bu sırada Deagol kayıkta oturmuş balık avlıyordur. Birdenbire Deagol’un oltasına büyük bir balık asılır ve daha ne olduğunu anlayamadan onu kayıktan çekip suyun dibine kadar sürükler. O zaman Deagol nehir yatağında bir şeyin parlar gibi olduğunu görür. Oltayı elinden bırakır ve nefesini tutarak bu şeyi yakalar. Sonra su yüzeyine çıkar ve kıyıya kadar yüzer. Kıyıda elindeki nesneye bakınca çok güzel altın bir yüzük bulduğunu görür. Yüzük güneşin altında öyle bir parlayıp ışıldar ki, gönlü hemen yüzüğe ısınıverir. Deagol ağzı bir karış açık yüzüğüne sevinirken Sméagol yavaşça yanına gelir ve yüzüğü kendisine vermesini ister. Deagol nedenini sorunca o günün doğum günü olduğunu ve yüzüğü istediğini söyler. Deagol kendisine zaten bir hediye verdiğini söyler ve yüzüğü vermeyi reddeder. Bunun üzerine Sméagol, Deagol'un boğazına yapıştığı gibi onu boğar, oracıkta öldürür ve yüzüğü parmağına geçirir. Sméagol, Deagol'un cesedini ustalıkla saklar ve tek başına geri döner. Yüzüğü taktığı zaman ailesinden hiç kimsenin kendisini göremediğini fark eder. Yüzük sayesinde gizli tutulan şeyleri ortaya çıkarıp, öğrendiklerini çarpık ve kötü amaçlı işler için kullanmaya başlar. Can yakacak her konuda keskin gözlü ve delik kulaklı olur. Yüzük ona, kendi heybetine göre bir güç verir. Hırsızlık yapmaya başlar ve etrafta kendi kendine konuşur hale gelir. O yüzden çevresindekiler ona Gollum adını takarlar, lanet okuyup oralardan uzaklaşmasını söylerler. Büyük annesi onu aileden kovar ve oyuğundan atar.

Bir süre yapayalnız bir şekilde etrafta dolaşır. Nehri takip ederek yukarıya gider, sonra dağlardan akıp gelen bir dereye rastlayıp oraya yönelir. Görünmeyen parmaklarıyla derin su birikintilerinden balık avlayıp çiğ çiğ yemeye başlar. Uzaklarda derenin akıp geldiği Dumanlı Dağlar'ın zirvelerini gördükten sonra geceleri yol alarak dağlık bölgeye varır. Kara derenin çıktığı küçük bir mağara ağzı bulur. Buradan dağların merkezine kadar iner ve kayıplara karışır.

Sinsi sinsi, pis pis yemek yemekten ve onu içerleten hatıralardan başka bulup ortaya çıkaracak, yapmaya değecek bir şeyi kalmaz, sersefil olur. Karanlıktan nefret eder ama ışıktan daha da çok nefret eder. Aslında her şeyden nefret ettiğini fark eder, en başta da yüzükten. Yıllarca o mağarada kalır. Deredeki balıkları yiyerek hayatta kalır ancak yalnızlık ve yüzük onu delirtir.

Bir gün Bilbo Baggins isimli birisi bulunduğu yere gelir, daha doğrusu yuvarlanarak düşer. Erebor’a gitmekte olan Thorin Meşekalkan ve kafilesi goblinler tarafından ele geçirilmiştir. Kafilede bulunan Bilbo Baggins goblinlerden kaçmayı başarmış ancak kaçarken kontrolü yitirip dağın derinliklerine yuvarlanmıştır. Sméagol onu bulur ve yemek ister. Üzerine doğru geldiğinde uyuyor numarası yapan Bilbo kılıcını çeker ve çıkış yolunu göstermesini ister. Sméagol buna yanaşmayınca bir bilmece oyunu oynamaya karar verirler. Bilbo kazanırsa Sméagol kendisine çıkış yolunu gösterecek, Sméagol kazanırsa Bilbo’yu yiyecektir. Oyun başlarda ikisi için de kolay geçer. Ancak oyun ilerledikçe Sméagol giderek daha zor sorular sormaya ve sabırsızlanmaya başlar. Bilbo soracağı bilmeceyi düşünürken ona “Sor hadi sor” diye bağırır. Bunun üzerine Bilbo “Cebimde ne var?” sorusunu yöneltir. Sméagol bunun bir bilmece olmadığını ve haksızlık yaptığını söylese de Bilbo kendisine soru sormasını istediğini, sorusunun da bu olduğunu söyler. Sméagol cevabı bilemez ve oyunu kaybeder. Bilbo çıkış yolunu göstermesini isteyince yüzüğünü kullanarak onu öldürmeyi düşünür ancak yüzüğü bir türlü bulamaz. Sinirle sağa sola saldırır. Bilbo’nun yüzüğü çaldığını anlar ve ona saldırır. Bilbo kaçar ve yüzük sayesinde oradan kurtulur. Sméagol “kıymetlisi”ni kaybetmiş bir şekilde kalakalır.

Yüzüğü bulmak üzere uzun süre saklandığı mağaradan dışarı çıkar. Işıktan, güneşin ve ayın ışığından hâlâ korkuyor ve nefret ediyordur ancak yine de şeytan gibi akıllıdır. Hem gün, hem de mehtap ışığından saklanabileceğini, o renksiz soğuk gözleriyle gecenin köründe yolunu usulca ve çabucak bulacağını ve korkmuş, ya da onu fark etmeyen küçük şeyleri avlayabileceğini fark eder. Bu yeni yiyecekler ve yeni hava sayesinde giderek kuvvetlenir ve Kuyutorman'a kadar gelmeyi başarır. Kuyutorman'ın içine ve sonra tekrar dışına gider. Orman onunla ilgili söylentilerle dolar. Hatta hayvanlar ve kuşlar arasında bile korkunç öyküler dolaşmaya başlar. Orman insanları etrafta yeni bir korkunun, kan içen bir hayaletin kol gezdiğini söylerler. Yuvaları bulabilmek için ağaçlara tırmanan, yavruları bulmak için emekleyip inlere giren, pencerelerden süzülüp beşikleri kapan bir şeydir bu.

Kuyutorman'ın batı ucunda aniden yana sapar. Güneye doğru dolanıp Orman Elfleri'nin sahasından dışarı çıkar ve bir kez daha kaybolur. Ayakları onu sonunda Esgaroth'a, hatta Vadi'nin sokaklarına kadar getirir. Buralarda saklınarak etrafı dinleyip gözetler. Keskin kulakları sayesinde o bölgede bir kahraman olan Bilbo’yla ilgili her şeyi öğrenir.

Yola koyulup, batıya doğru, Ulu Nehir'e kadar geri gelir. Fakat sonra başka yola sapar. Başka bir şey onu kendisine doğru çekmiştir. Yavaş yavaş ilerler ve güneye, Mordor Diyarı'na ulaşır. Sınırlarda hırsız gibi gizlenip etrafı gözetlerken yakalanır ve sorguya çekilir. Uzun bir süre orada kaldıktan sonra serbest bırakılır ve geri döner. Kuyutorman’da Aragorn tarafından yakalanır ve kralın zindanlarında hapsedilir. Gandalf tarafından sorgulanır ancak sürekli yalan söyler. Yıllarca kaldığı o mağarada kafasında kurduğu hikâyeleri anlatıp durur. Gandalf onun neler yaptığını öğrenemez. Ağlayıp, boğazında düğümlenen “Gollum”lar arasından onları zalimlikle suçlar. Ancak bir süre sonra bilmece oyununun sonunu ve Bilbo'nun kaçışına kadar tüm tarihçeyi anlatır. Kendisine ait olanı geri alacağını mırıldanır. Oradan oraya tekmelenip, deliğin birine sürülüp, bir de soyulmaya göz yummayacağını herkese gösterecektir. Gollum'un artık iyi ve çok güçlü arkadaşları vardır. Onlar ona yardım edecektir. O şişko Baggins bunun hesabını verecektir.

Bir süre daha sorgulanır ancak hiçbir şey söylemez. Kralın zindanında esir tutulmaya devam edilir. Kuyutorman’a orcların saldırdığı bir gece oradan kaçmayı başarır ve tekrar yüzüğün peşine düşer. Esir tutulduğu süre boyunca yüzüğün yeni sahibinin Frodo Baggins olduğunu ve Yüzük Kardeşliği denilen bir kafileyle birlikte Mordor’a doğru yol aldığını öğrenir. Onları Moria’da bulur ve takip etmeye başlar. Kafileyi takip ederek Lothlórien’e gelir ancak Khazad-dûm köprüsünü nasıl geçtiği bilinmez. Kardeşlik oradan ayrıldıktan sonra bir kütüğe tutunarak Rauros Şelalesi’ne kadar onlarla birlikte gelir. Kardeşlik burada birbirinden ayrılır, Gollum Frodo ve Sam’i takip etmeye devam eder. Emyn Muil yakınlarında onlara saldırır ancak Frodo Sting sayesinde galip gelir. Gollum’un boynuna bir elf ipi geçirirler ve onu esir alırlar. Onların peşinden gitmek zorunda kalır ancak bir süre sonra ip Gollum’un canını yakmaya başlar. Onun bu haline acıyan Frodo eğer kendilerine yardım edeceğine söz verirse onu ipten kurtaracağını söyler. Gollum “kıymetlisi” üzerine yemin eder ve Frodo onu serbest bırakır. Böylece bu “alışılmadık” üçlü Gollum’un rehberliğinde Kara Kapılara doğru yola koyulur.

Önce Emyn Muil’den çıkarlar. Ardından Gollum’un bildiği bir yolu kullanarak Ölü Bataklıklar’ı geçerler ve nihayet Mordor’un Kara Kapıları’na ulaşırlar. Ancak kapılar çok iyi korunduğu için geçemeyeceklerini anlarlar. Gollum Mordor’a girmenin başka bir yolu daha olduğunu ve onları “tünel”den geçirebileceğini söyler. Hobbitler başka çareleri olmadığı için bu yolu denemeye karar verirler. Gollum onları Ithilien'den geçirirken hobbitler Ithilien kolcularının komutanı Faramir ve adamları tarafından yakalanırlar ve Henneth Annun'a götürülürler. Gollum onları gizlice takip eder ancak Yasak Havuz’da yakalanır. Faramir onu sorgular. Yüzüğü ve amaçlarını öğrenir. Görevin önemini anlayan Faramir gitmelerine müsaade eder.

Gollum hobbitleri Cadı Kralı'nın kalesi olan Minas Morgul'a getirir. Kalenin girişindeki bir dağın üzerinde bulunan merdivenleri kullanarak yukarı doğru tırmanırlar. Tepeye geldiklerinde Gollum ortadan kaybolur. Hobbitler temkinli bir şekilde yollarına devam ederler ve tünele girerler. İçeride örümcek ağlarıyla karşılaşırlar. Yanından geçemeyecekleri kadar büyük bir tanesini kesmeye çalışırken Shelob denilen bir yaratık Frodo'ya arkadan yanaşıp iğnesini ona batırır. O sırada ortaya çıkan Gollum ise Sam'i öldürmeye çalışır. Sam savaşarak Gollum'dan kurtulur, kaçmasına sebep olur. Ve sonrasında Shelob’u öldürür. Gollum’un bundan sonra nereye gittiği bilinmemektedir ancak Hobbitleri uzak bir mesafeden takip ettiğini söylemek yanlış olmaz. Hüküm Dağı’nın eteklerine kadar gelmeyi başaran Frodo yürüyemeyecek güçsüz düşer. Sam onu sırtına alır. Bir süre bu şekilde yürüdükten sonra Gollum tekrar ortaya çıkar ve onlara saldırır. Sam ve Gollum arasında yaşanan mücadele sırasında Frodo Hüküm Dağı’na girer. Sam de Gollum’dan kurtulduktan sonra dağa girer ve Frodo’yu uçurumun kenarında bulur. Ancak Frodo yüzüğün iradesi karşısında daha fazla dayanamaz. Onu yok etmeyi reddeder ve parmağına takar. Bu sırada içeri girmeyi başaran Gollum Sam'i bir taşla bayıltır. Ardından Frodo'ya saldırır ve yüzüğü taktığı parmağını kopararak yüzüğü ele geçirir. Onlarca yıl sonra nihayet kendisine ait olana kavuşan Gollum sevinçle dans etmeye başlar. Ancak tökezler ve uçurumdan dağın alevlerine doğru düşer. Böylece “kıymetlisi”yle birlikte yok olur.

Görünüş

Sméagol bir hobbittir ancak Dumanlı Dağlar’da geçirdiği yıllarda yüzüğün karanlık gücünden etkilenir. Bir yüzük tayfına dönüşmesini engelleyen tek şey önceleri sahip olduğu “hobbit” kişiliğidir. Yine de onlarca yıl yerin altında bir derenin kenarında yaşadığı için küçük, oldukça zayıf bir insana dönüşmüştür. Cılız bir boynu, soluk bir cildi, uzun ince parmakları ve karanlıkta parıldayan büyük yuvarlak gözleri vardır. Görme, duyma ve koklama yetisi kusursuz derecede iyidir. Bir örümcek gibi hareket eder, bir yerlere tırmanma konusunda yeteneklidir.


Yazar : Elrond
Bu yazı  3971  kez görüntülendi.
18.07.2014 17:45:54
Gollum shelobvssam
Yorum Yaz
Rumuz :  
Yorum :  
Yorumları Oku
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
Ak Divan
Orta Dünya'nın Bilgeleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2014-2019