Gandalf
Manwé "Olorin nerede?" diye sordu. Valar konseyine çağrılmış, griler içinde bir maia ayağa kalktı. Vala Irmo'nun maiarı idi bu kişi. Yolculuktan yeni geri dönmüş ve kalabalık konseyin sonunda kendine yer bulmuştu.

İşte, Maia ismi Olorin olan Gandalf böyle seçilmişti beş Istari'den biri olmak için. Son seçilen olduğu gibi, kıtaya da ayak basan son Istari idi. Ayak basar basmaz gemi yapımcısı Cirdan ondaki iradeyi gördü ve kendisine emanet edilmiş, üç Elf yüzüğünden biri olan 'Narya'yı ona verdi.  "Bu yüzüğü yanında bulundur ki, üstlendiğin görevi yerine getirmekte zorlanırsan ve bitkin düşersen, onun yardımına başvurasın. Onu gizli tutmam kaydıyla bana emanet edilmişti bu yüzük, fakat burada, batının bu uzak kıyılarında atıl kalıyor; oysa içimden bir ses, bizi bekleyen günlerde onun benimkinden daha çok hünerli ellerde kullanılmasının daha uygun olacağını söylüyor." dedi Cirdan.

Böylece Gandalf yüzlerce yıl boyunca Orta Dünya'yı dolaşmaya ve insanları, elfleri, cüceleri hatta hobbitleri Sauron gibi bir kötülüğe karşı desteklemeye ve yardım etmeye başladı. Elfler ona "Mithrandir" dediler; Gri Seyyah. Çünkü onun sabit bir evi yoktu. Diğer dört Istariden görevine tek sadık kalan oydu. Bu da onun sürekli hareket halinde olmasını gerektiriyordu. Diğer halklar arasında ise Gandalf; eli asalı elf olarak isimlendirildi.

Zira Gandalf ve diğer büyücüler aslen bir maia idi ve nereden kim tarafından gönderildikleri, arif olanlar dışında, bilinmiyordu. Onlar ilk başta insan zannedildi, büyü güçleri ve ilimle donatılmış insanlar... Lakin zaman geçtikçe yaşlanmadıklarını veya çok az yaşlandıklarını görünce elf soyundan oldukları düşünülmeye başlandı. Bu yüzden de Gandalf, sürekli bir asa ile gezdiği için de, Eli asalı bir elf olarak anıldı.

Gandalf daha çok Eldar ile iyi anlaşıyordu, lakin Hobbit ırkına karşı da mana verilemez bir sevgisi vardı. Bu yüzden sık sık Hobbit köye giderdi. Bu küçük, keyif verici ziyaretleri dışında Gandalf Sauron'un kötülüğünün Arda üzerindeki etkisini görmeye başladı. Çoğu kişi onun yok olduğunu düşünüyordu ama Gandalf buna inanmıyordu. Bu yüzden buna dair sürekli ipucu aramaya ve çevresini gölgelere karşı uyarmaya devam etti.

Gandalf haklıydı Sauron, yıllar sonra Yeşil Orman'da Amon Lac bölgesine Necromancer ismiyle yerleşti. Oraya o zamandan sonra Dol-Guldur; Yeşil Ormana da Kuyutorman denmeye başladı. Yine de söylentilerden başka bir şey elinde yoktu. Necromencer'ın Sauron dışında başka biri olduğu sanılıyordu.

Bir gün bu bölgeye giren Gandalf, hapis edilmiş bir cüce ile karşılaştı. Cüce anlamsız şeyler söylüyordu. Kendi ismini bile hatırlamayan bu cücenin deli olduğunu düşündü. Cüce ona bir anahtar ve bir harita verdi, çok geçmeden de öldü. Bu kişi, Erebor Kralı Thrór'un oğlu Thrain idi.

Gandalf, Erebor'da yaşayan Smaug ismindeki korkunç bir ejderhanın varlığından uzunca süre rahatsızlık hissediyordu. Zira ejderhalar Morgoth'un yaptığı yaratıklardı ve Sauron onun denetimini ele geçirir ise işleri zorlaşacaktı. Bu yüzden yok edilmeliydi. Ayrıca Erebor cücelerinin de anavatanlarına dönmeleri gerektiğini düşünüyordu. Özellikle de Sauron gibi bir tehlikenin varlığı, tüm özgür halkların güçlü ve bütün bir şekilde olmasını gerekli kılıyordu.

Thor oğlu Thrain'in oğlu Thorin ve cüce dostları ve de seçkin bir Hobbit olan Bilbo Bagins ile birlikte Erebor Görevine başladı. Yolculukları hayli bir hareketli ve tehlikeli geçti. Lakin Gandalf için asıl tehlike Kuyutormana geldiğinde baş gösterdi. Cüceleri ve Hobbit'i tek başlarına ormanı geçmeye gönderirken kendisi de Dol-Guldur'a saldırı tertiplemiş ve Saruman'ın başkanlığını yaptığı Ak Divan'ı, Sauron'un döndüğüne ve Dol-Guldur'a saldırılması gerektiği yönünde ikna etmeye gitti. Başarılı da oldu. Ak Divan üyeleri bir araya gelip Dol-Guldur'a saldırdı ve Sauron'u oradan sürdü. Lakin bunu yaparken de Sauron ve Smaug'u birbirinden uzak tutmaya özen göstermişlerdi. Zira ikisinin bir araya gelip birleşmesi, kendilerinin muhtemel sonu olabilirdi. Zaten o sıralar cücelerle uğraşan Smaug'un, Sauron gibi bir düşüncesi yoktu Ne dersiniz, Gandalf'ın tertibinin bir parçası mıydı? :)

Dol-Guldur saldırısının ardından Gandalf, Erebor dağına gitti. Gittiğinde gördüğü manzara Gandalf'ın pek de hoşuna gitmemişti. Smaug ölmüştü ölmesine ama, cüceler; elfler ve insanlarla savaşın eşiğine gelmişti. Hem de altın ve mücevher için! Thorin, altının ihtişamına kapılmış, Okçu Bard ejderha yüzünden yok edilen şehrinin inşaası ödeme talep etmiş ve de zamanında ejderha tarafından Dale'den çalınan altınları geri istemişti. Thranduil de ordusu ile gelmiş, altından pay istemişti. Savaş sorunu, Hobbit Bilbo Baggins'in Arkentaşı'nı bulup Bard ve Thranduil'in eline vermesi ile çözülmüş gibi görünse de ork ve warglar da saldırıya geçmişti. Böylece Beş Ordular Savaşı başladı.

Gandalf savaşın sonunda kazanımlara rağmen kayıpların da olduğunu acılı bir şekilde gördü; Thorin ve yeğenleri Fili ile Kili öldürülmüştü. Savaş sonrası yeniden Orta-Dünya'yı dolaşıp, halkları Sauron'un tehdidine karşı uyarıyor, savunma hattı oluşturmaya çalışıyordu. Bir yandan da Saruman'ın kıskanç gözlerinin altında huzursuzlanıyordu. Zira Saruman, Narya'nın onda olduğunu biliyordu ve bu onu kıskançlığa süreklemişti. Bu zaman zarfında da Arnor-Gondor krallıklarının varisi Aragorn ile tanıştı ve onunla çok samimi dost oldular. O zamandan beridir de Sauron'a karşı birlikte mücadele ettiler.

Gandalf, Erebor Görevinden sonra Balin ile birlikte Bilbo'yu ziyaret etmişlerdi. Ondan sonra da tüm odak noktası asıl görevi olmuştu. Yine de vakit buldukça Shire'a gidip Bilbo ve evlatlık edindiği yeğeni Frodo'yu ziyaret etmeye devam etti. Sauron'un güçlerinin etrafa hızla yayılması ve Tek Yüzük'ü arayışları Gandalf'ı endişelendiriyordu. Ne de olsa eğer Sauron yüzüğüne tekrar kavuşursa, bu sefer onu durduracak güçten yoksun olacaklardı. Son İttifak Savaşında, ona karşı devasa bir elf-insan ordusu bir araya gelmişti. Lakin elflerin zamanı artık geçmiş, bu yüzden de binlerce elf Orta Dünya'yı 3.Çağ'da hızla terk etmeye başlamıştı. Yüzük Savaşı zamanında ise çok az elf vardı, onlar da kendi evlerini korumaya ancak güç yetiriyorlardı.

Gandalf günün birinde tekrar Shire'a gitti. Bu sefer amaç Bilbo'nun doğum günü partisini kutlamaktı. Ama hiç ummadığı bir şey ile burun buruna geldi. Bilbo, doğum gününden sonra eşyalarını toparlayıp, Frodo'ya da çok değerli bir miras bırakıp, Imladris elflerinin yanına gitti. Bilbo'nun bıraktığı bu miras; Tek Yüzük'tü. Gandalf, Bilbo'nun, 60 yıl önce bir sihirli yüzük bulduğunu biliyordu, ama onun tek yüzük olduğunu bilmiyordu. Ama şüphelenmişti. Sonunda yüzüğü genç Frodo'ya emanet edip her yerde Gollum'u aramaya başladı, lakin bulamayınca Gondor'a gidip arşivlerde araştırma yaptı. Sonunda yüzüğün sırrını ortaya çıkartacak bir bilgi edindi. Shire'a dönüp yüzüğü ateşe attı. Eğer gizlenmiş yazılar ortaya çıkarsa yüzük, tek yüzük idi. Aksi halde rahat edebilirlerdi. Ama yüzük, Sauron'a ait olan yüzüğün ta kendisiydi.

Gandalf, derhal Frodo'yu bir yolculuğa hazırladı. Yanına yoldaş olarak Sam'i verdi. Ve ona, onu Bree Hanında beklemesini söyledi. Gandalf, Saruman'ın yanına gidip tavsiye almak istiyordu. Saruman kurnaz ve kıskanç biri olabilirdi, ama Istarilerin başı oydu. Güvenilir biri olmalıydı. Ama yanılmıştı. Gandalf, Sarumanın görevlerine ihanet edip Sauron'un hizmetine girdiğini öğrendi ve onun tarafından hapisedildi. Ta ki Gwaihir gelip onu kurtarana kadar Orthanc kulesinde kapalı kaldı. Doğruca Imladris', yarı-elf Elrond'un evine gitti.

Elrond'un Konseyi'nde, yüzük kardeşliğine seçilip yüzüğü Mordor'a götürüp yok etme görevinde Frodo Baggins'e yardım etme sözünü verdi. Bu yolculukta kendilerine Frodo'nun bahçıvanı ve dostu Sam, kuzenleri Merry ve Peregrin ile elf Legolas, cüce Gimli ve Gondor vekilharcının büyük oğlu Boromir ve Aragorn eşlik etti. Gandalf kafileye önderlik ederken onları daha güvenli oldukları gerekçesi ile Caradhras'a götürdü. Karlarla kaplı bu dağ geçitte, Saruman yüzünden, istediği hedefe ulaşamayınca, istemeye istemeye Moria madenlerine yöneldiler.

Madenlere girdiğinde çok üzücü bir gerçeği de öğrendiler. Moria Kralı Balin ve halkının orklar tarafından katledildiğini görürler. Ama asıl korkutucu olan bu değildir. Korkunç bir yaratık olan Balrog uyandırılmıştır. Bu yaratık, Gandalf için bile çok zorlu bir rakipti. Balrog ile yapılan dövüşün ardından kafileye kaçması için zaman kazanmış, ama kendisi Balrog ile birlikte karanlık diplere düşmüştür. Buna rağmen onunla dövüşmüş ve onu yok etmiştir. Yok etmiştir etmesine ama bu, onun da ölümüne neden olmuştur. Gri Gandalf artık Mandos'un Salonları'na gönderilmiştir.

Ama ruhu, Orta Dünyayı tamamen terk etmedi. Valar tarafından rütbesi yükseltilerek geri gönderildi; Ak Gandalf olarak. Gandalf'ın bedeni öldüğü dağdan, Gwaihir tarafından alınıp Lothlorien'e, Galadriel'in evine götürümüştü. Gözlerini yeniden açtığında Galadriel tarafından ona, kafile üyelerine götürmesi için haberler verildi. Buradan ayrılan Gandalf, Fangorn ormanlarına giderek burada iki hobbit olan Merry ve Peregrin ile karşılaştı. Onları, entlere emanet ederek diğer kafile üyeleri olan Aragorn, Legolas ve Gimli'yi bularak birlikte Edoras'a, Rohan krallığına gitti. Amacı, Saruman tarafından ele geçirilen bu toprakları yeniden kazanabilmek için, büyülenmiş kral Theoden'i iyileştirmekti. Başarılı oldu da. Böylece Rohan halkı kendini savunacak gücü bulmuş oldu. Lakin Saruman bundan hoşlanmadı ve Uruk-Hai ordusunu Rohan'ın üzerine gönderdi. Rohan halkının kendini koruması Miğfer Dibi'nde daha kolay olduğu için son savunmayı orada yapmaya karar verdiler. Lakin savaş zamanı gelip çattığında Gandalf onlarla kalamayacağını söyledi. Aragorn'a bir süre dayanmalarını ve zamanı geldiğinde onlara geri döneceği teminatını verdi. Savaşın en zorlu anında da Gandalf, arkasında büyük bir Rohan Süvari Birliği ile yardıma geldi. Büyü gücünün de yardımıyla Saruman'un ordusu parçalandı ve kalanlar Fangorn'a kaçıştılar ve entler tarafından yok edildiler.

Şimdi geriye savunma yapılacak son bir nokta kalmıştı; Gondor! Sauron, ork ordusunu ve Umbar korsanlarından oluşan koca bir orduyu oraya yollamıştı. Rohan yardım edecektir ama ordu toplaması gerekmektedir. Gandalf'a Gondor yolculuğunda eşlik eden kişi ise Peregrin, yani Pippindir. Çünkü Pipin, Saruman'dan alınan Palantire bakmış ve Sauron yüzüğün onda olduğunu sanmıştır. Gandalf da önlem olarak pipin'i Gondor'a getirmiştir. Bu iyi bir taktik olmalıydı, zira Sauron, üzerine gelen Frodo'ya odaklanmak yerine yüzüğün Gondor'da olduğunu düşünecekti.

Ork orduları saldırıya geçtiğinde Minas Tirith'in savunma hattını düzenleyen ve önderlik eden Gandalf olmuştu. Zira Denethor çıldırmış, önderlik edecek yetiden çok uzaklara düşmüştü. Rohan ordularının gelişi ve Aragorn'un Ölü Adamları yanında getirmesiyle Gondor savaşı da zaferle sonuçlandı. Aragorn bir karar verdi. Sauron'un tüm dikkati üzerlerine çekilmeliydi. Böylece Frodo ve Sam için yüzüğü yok etmek daha kolay olabilirdi. Çünkü Sauron'un koca gözü tüm topraklarını görecek şekilde etrafı kolaçan ediyordu. Son Savaşta Gandalf, Aragorn ile cephede yer aldı. Savaştı. Kazandı. Tertip işe yaramıştı. Tüm dikkati Aragorn ve Gandalf'da olan Sauron, Frodo'nun topraklarına sızıp Hüküm Dağı'na girdiğini göremedi ve yüzük yok edildiğin de kendi de yok edilmiş oldu. Bu sefer sonsuza dek.

Gandalf, kartalların yardımıyla dağın lavları arasında sıkışmış olan Frodo ve Sam'i kurtarıp Imladris'e götürdü ve onları Elrond'un şifalı ellerine emnaet etti. Aragorn'un taç giyme töreninde tacı giydiren Gandalf oldu. Aragorn ve Arwen'in düğününden sonra da Gandalf için artık görev sonlanmıştı. Bu, artık onun Orta Dünya'da kalması için bir nedenin olmadığını gösteriyordu. Son Savaştan birkaç yıl sonra Gandalf, Frodo ile Gri Limanlarda buluştu. Elfler arasında Elrond ve Galadriel de Valinor'a dönenler arasındaydı ve yanlarına Frodo ile Bilbo'yu almaya karar vermişlerdi. Bu daha önce yaşanmamış bir şeydi.

Gemi, Valinor'a vardığında, Gandalf bir kez daha asıl kimliği olan Olorin oldu. Artık yaşlı bedeni olan bir büyücü değil, güçlü bir maia idi. Orta Dünya'da geçirdiği zamanlardan pek belli olmasa da Olorin olarak Gandalf, aslen Sauron'a eş değer güçte bir Maia idi. Aynı diğer seçilen maialar gibi. Lakin Valar, onların insan gibi görünüp, güçlerinden feragat etmelerini arzulamıştı. Bir insan gibi korku, hüzün gibi duyguları tatmasını istemişti. Bu yüzdendir ki insan gibi yaşadıkları bu zaman zarfında evleri ve görevleri ile ilgili anılar silikleşmeye başlamış, akılları daha bir çelinir olmuştu. Bunun örneği olarak Saruman'ı verebiliriz. Güç arzusu ile Sauron'a hizmet etmişti. Diğer yandan Orta Dünya'ya bağlanan Radagast dönmeyi reddetmiştir. Diğer iki büyücünün akıbeti de belli değildir. Geriye dönen yegane büyücü Olorin yani Gandalf'tı.


Yazar : Lthien Elensar
Bu yazı  6632  kez görüntülendi.
06.06.2014 00:11:37
gandalf gandalfsvisit gandalfbalrog
Yorum Yaz
Rumuz :  
Yorum :  
Yorumları Oku
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
Ak Divan
Orta Dünya'nın Bilgeleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2014-2019