Orman Diyarı/Krallığı

Orman Diyarı, Orman Krallığı olarak da anılır, Yeşil Orman'ın üzerine kurulmuş Silvan Elflerinin yuvasıdır. Krallık, doğrudan ormanın üzerine kurulduğu için Yeşil Orman ve Orman Diyarı kafalarda hemen hemen aynı şeyi yansıtıyordu dersek yalan olmaz. Krallığın ilk sınırları, Yalnız Dağın çevresindeki ormanlara ve Uzun Göl'ün batısına kadar uzanıyordu. Sınırlarına bakıldığında, üçüncü çağda Orta Dünya üzerindeki en büyük elf krallığı olduğunu da söylemek yanlış olmayacaktır.

Silvan Elfleri buraya, 1.Çağ sonunda Valar'ın çağrısına uymak için harekete geçtiğinde gelmişlerdir. Yolculuktan bezmiş, bu ormanı bulmuş ve küçük kavimle halinde ormanlarda saklanarak yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bu açıdan baktığımızda burada tam bir Silvan Krallığından söz edemeyiz. Aynı dönemde Oropher ve ailesi de çağrıya uymayan Doriathlı bir elf prensidir. Krallıkları yıkıldıktan sonra, muhtemelen, kısa bir süre Cirdan ve Gil-Galad ile yaşadıktan sonra, ikinci çağın başlarında, kendisine katılmak isteyen bir avuç Sindar elfi ile birlikte doğuya, bir yuva bulmak umuduyla yola çıktı. Bunlardan biri de Doriathlı Amdir idi. Amdir, Lorien'e geldiğinde burada kalmayı seçerken Oropher daha da doğuya, dağın ve nehrin karşısına geçmeyi tercih etti. Burada da dağınık halde yaşayan Silvan Elfleriyle karşılaştı. Ormana da hayran kalmış olacak ki buraya yerleşip, buradaki elflere önderlik etti.

Böylece Oropher önderliğinde Orman Diyarı kurulmuş oldu. Oropher sadece krallığı kurmakla kalmadı, ailesiyle ve kendisiyle gelen Sindarlar ile birlikte Silvan kültürünü ve dilini de benimsemeyi seçti. Silvan dilinin karakteristikliğine uygun isimler bile takınmışlardı. Bunun sebebi; onlar Doriathın yıkılışına tanık olmuş bir soyun torunlarıydılar ve ne Orta Dünyayı terk etmeye niyetleri vardı ne de Doriathlıların, aynı zamanda Silvanın, öteden beri pek hoşlanmadığı Noldorlu Sürgünlerin yönetimine alışmış olan Sindarla kaynaşmaya.

Burada bir parantez açmak istiyorum. Bitmemiş Öykülerde bu paragrafa geldiğimde kendime sormadan edemedim. Eğer Oropher ve diğer Sindarlar, kendilerine Silvan diline uygun isimler seçtiler ise önceki isimleri neydi? Tolkien'in tüm bunları bitirecek zamanı olsaydı, öğrenebilirdik, belki. Bundan sonrasını, ister istemez, kendi hayal gücümüzle açıklamaya çalışacağız.

Oropher ilk zamanlar başkent olarak, bizim sonradan Dol-Guldur olarak bildiğimiz, Amon Lac bölgesini seçti. Lakin 1000. çağdan sonraki yıllarda, tahminen 1335-1400, başkenti ve insanlarını kuzeye, Ferah Çayırların ötesine taşıdı. Bunu yapmasında iki amaç vardı; İlki git gide güçlenmiş ve altın çağını yaşamaya başlamış olan Moria cücelerinin sataşmalarından halkını korumak; ikincisi ise Lorien topraklarına zorla giren Noldora karşı bir tepki. Buradaki Noldor, Galadriel olmaktadır. Bu zorlamanın nasıl olduğuna dair tam bir bilgi yok. Yine de Orman Diyarı elfleri, dağlar ve nehirler arasında tehlikeli bir durum olmadığı için, akrabaları ve komşuları olan Lorien elfleri ile ilişkilerini yakın tutmaya devam ettiler. Ta ki Son İttifak Savaşına kadar.

Neden o döneme kadar derseniz bilgi yok. Tahminen, üçüncü çağda ortadan kaybolan Amroth yüzünden Lorien'ne dönüp yönetimi alan Galadriel buna sebep olmuş olabilir. İlk gelişinde sürekli kalmamıştı ama Orman elfleri tepki vermişti. Bu sefer ise kalıcı olarak geldi. Yine de tek sebep bu olmayabilir. Bildiğiniz üzere krallıkları, gölge yüzünden, daha da kuzeye çekilmek zorunda kalacak. Bu da onları daha da içine kapanıp yapıp korumaları arttırarak, diğer elfler ile iletişimi en aza indirecek.

İkinci Çağın sonuna kadar Silvan Elfleri, gerek Noldor ve Sindar, gerekse cüce, insan, ork ve tüm ırkların işlerinden soyut kalmayı tercih ediyorlardı. Lakin Oropher, Sauron yok edilmeden Arda'da tam bir barış ve huzur ortamanın gelmeyeceğini bilecek kadar sağduyulu ve sezgili bir kraldı. Bu yüzden sayıca artmış olan halkından bir ordu kurup Lorien ordusu ile birleştirdi ve onlara önderlik ederek Son İttifak Savaşına katıldı. Silvan elflerinin zırhı ve silahı Batıdan gelen akrabalarına nazaran daha zayıftı. Üstüne üstelik başlarına buyruk tavırları Gil-Galad'ın önderliğine girmesine engeldi. Bunun sonucu olarak Lorienli Malgalad ve adamları, savaşın şartlarına göre bile fazla sayıda zaiyat vererek Ölü Bataklığa sürüklenip öldürüldüler. Oropher ise Dagorlad da Gil-Galadın emrini beklemeden en yiğit savaşçıları ile saldırı düzenledi. Çok geçmeden de öldürüldü. Thranduil savaş sonrası eve, ordusunun 3/1'i kadarıyla döndü. Döner dönmez de tahta çıktı.

Sauron yenildiği, en azından öyle düşünüldüğü, için barış döneminde olan Arda, elflerin de kendi refahlarına yönelmesine neden oldu. Lakin tüm bu barış ve refah dönemine rağmen kalplerinde endişe ve huzursuzluk vardı. Silvanın kalbindeki ateş sadece denize duydukları derin özlem değil, etrafında meydana gelen değişiklikti de. Gondor sınırlarını kendilerinkine yanaştırmaya başlamış, Özür İnsanlar ve yabaniler etrafını sarmış, Moria da cüceler kaçmak zorunda kalmıştı. ama Thranduil için daha endişe edici bir olay vardı. Mordor'un korkunçluğunu tatmıştı ve bir türlü unutamıyordu. Ne zaman güneye, Mordor'a baksa, anıları canlanıyor ve kalbi ürperiyordu; ve benliğinden bir ses ona oradaki kötülüğün tamamen yok edilmediğini ve belki eskisinden de güçlü şekilde yeniden yükselmek için fırsat kolladığını söylüyordu. Nitekim o ses yanılmadı da


Gölge yeniden görünmeye ve konuşulmaya başlandığında ormana da bir karanlık çöktü. Böylece Thranduil, Orman Diyarını en kuzeye taşıyıp krallığı sil baştan yeniden kurdu. Devasa kazılar yaptırıp yer altına büyük bir kale ve yaşam alanları inşa ettirdi. Thranduil krallığını sil baştan kurarken, Doriathlı Thingol'un yönetimini örnek aldı. Fakat onun yaptırdığı salonlar Menegroth'unkiler yanında sönüp kalırdı. Zira Silvan elfleri diğer elflere nazaran kaba-saba ve taşralı gibiydi. Dahası Doraith'ın sahip olduğu cücelerin yardımı ve sanatkarlığından yoksundu.

Orman Diyarı, Yüzük Savaşına kadar ciddi bir tehlike altında olmadı. Bir iki önemli macera dışında da anlatıla gelen çok mühim bir olay yoktur. Lakin son saldırı anı geldiğinde, Dol-Guldur merkezli bir saldırı gerçekleşmiştir. Thranduil ve halkı bu savaşa hazırlıklıydı şüphesiz. Savaşın sonunda orkları yenilgiye uğratıp, Dol-Guldur da sonsuza kadar yok edildi(Celebron tarafından). Sauron'un da yenilmesi ile mutlak barış günleri dönmüş oldu. Böylece Orman Diyarı da yeniden eski sınırlarına hatta daha da genişleyerek, kavuşmuş oldu.

Dördüncü Çağ ile birlikte Orman Diyarına ne olduğu hakkında kesin bir bilgi yoktu. Lakin, Yüzüklerin Efendisinde gördüğümüz Orman Elflerinin Valinor yolculuğuna şahit olduğumuz gibi, geriye kalan elflerin de Ardayı terk ettiğini ve de Legolas'ın halkından bir avuç kişiyi alıp Ithillien'de bir koloni kurarak bir süre burada yaşayıp, Ardayı terk ettiğini göz önüne alırsak, Orman Diyarı varlığını dördüncü çağın başlarında sonlandırdı. Sakinlerinin ise kralları ve prensleri ile birlikte Valinora yelken açtığı düşünülmektedir. Aksi durumda Legolas'ın durduk yere, şu an, insan yerleşimi olan bir bölgeye gitmesine mana veremeyiz.



Yazar : Lthien Elensar
Bu yazı  3306  kez görüntülendi.
08.05.2014 23:50:58
Yorum Yaz
Rumuz :  
Yorum :  
Yorumları Oku
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
Ak Divan
Orta Dünya'nın Bilgeleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2014-2017