Ferah Çayırlar Felaketi
FERAH ÇAYIRLAR FELAKETİ

Üçüncü Çağ’ın başlaması ile Sauron’un yenildiği haberi tüm Orta Dünya’da hızla yayıldı. Lakin bunu duymayanlarda vardı…

Isildur, babası Elendil’in ölümünden sonra Gondor ve Arnor Krallıklarının başına geçti. Sahip olduğu sıfatlardan dolayı da Elendilmir’i taşıma sorumluluğunu da üstlendi. Lakin Sauron’u öldüren kişi olmanın sıfatıyla da Tek Yüzük’e el koydu ve içten içe büyük bir gurur ve doymak bilmez bir ihtişam tutkusuna sahip oldu. Ak Hanım Galadriel’in dediği gibi “Çünkü insanlar tamahkârdır. Ve güç yüzüğünün de kendi iradesi vardır.” Isildur’un içindeki arzuların bu denli ortaya çıkmasında hiç kuşkusuz Tek Yüzük’ün etkisi vardır.

Savaş sonrası Isildur, bir yıl boyunca Gondor’da kaldı. Amacı oradaki düzensizliğe bitirip ülkesine, Arnor'a dönmekti. Arnor ordusunun büyük çoğunluğunu önden göndermişti. İşleri yoluna koyduktan sonra aceleyle yolculuk hazırlığına başladı. İlk niyeti Imladris’e gitmekti. Zira karısı ve en küçük oğlu oradaydı. Dahası akrabası olan Yarı-Elf Elrond oranın efendisiydi ve bilgeliğine de ihtiyacı vardı.

Bu amaçla kestirme bir yol güzergâhı izlemeye karar verdi. Osgiliath’ın kuzeyine yönelip Anduin Vadisi boyunca ilerleyerek, kuzey topraklarının en yüksek dağ geçidi olan Cirith Forn en Andrath’ı aşıp doğruca Imladris’e varacaktı. Daha önceden de bu güzergâhı kullandığı için buraları çok iyi biliyordu. Güzergâh kısa bir yol değildi ama bunun dışında kullanabileceği tek yol hem daha uzun hem de hala tehlikeliydi. Ne de olsa bu bölgelerde Sauron ile ittifak yapmış insanlar vardı ve savaş biteli daha 1-2 yıl olmuştu. Isildur tehlikeyi göze alamazdı.

Böylece Isildur, üçüncü çağın ikinci yılının sonlarına doğru yola çıktı. Amacı 40 gün sürecek olan bu yolculukta Imladris’e varmaktı. Yanında büyük oğulları; Elendur, Aratan ve Ciryon ile en güvendiği adamları vardı. Isildur’un kafilesi Büyük Yeşil Orman’ın güneyine kadar sorunsuz bir şekilde geldi. Yol boyunca bir şeyler yaşanmışsa da bizlerin bilmesini gerektirecek kadar bir şey olmadığı kesin. Buraya vardıklarında gök yarıldı ve bardaktan boşalırcasına dört gün, aralıksız, yağmur yağdı. Yağan yağmurun etkisiyle dereler, çaylar taştı. Bu yüzden Isildur, güzergâhı değiştirme kararı aldı. Kafile Anduin Vadisi’nin doğusundaki dik yamaçları tırmanıp, geçmiş zamanlarda Silvan Elflerinin sıklıkla kullandığı, Büyük Yeşil Orman’ın eteklerine yakın bir seyir yolu izledi.

Yolculuğun 30. gününde, Orman Diyarı Kralı Thranduil’in krallığının sınırları içinde kabul edilen topraklara çıkan bir yol üzerinde ilerleyerek, Ferah Çayırları adı verilen bölgenin kuzey sınırlarına yakın yere geldiler. Burada konaklama kararı alan kafile, neşeyle şarkılar, türküler söyledi ama gece olup, karanlık çökünce çok tanıdık korkunç çığlıklar işittiler. Orklar hızla kafileye saldırdı. Ork birlikleri kafilenin 10 katı olduğu için kafile savunma pozisyonuna geçmişti. Isildur, yanından ayrılmayan oğlu Elendur’a döndü. “Kendisi ölmüş olsa da, Sauron’un ruhu intikam için fırsat kolluyor. Önceden tasarlanmış kurnazca bir tuzağa düşürüldük! Kurtulma şansımız yok; Moria ve Lorien çok gerimizde kaldı. Thranduil’e de henüz dört günlük yolumuz var.” dedi. Ama Elendur, babasına ve taşıdığı yüke güveniyor, umut besliyordu. “Ama biz paha biçilmez değerde bir yük taşıyoruz ve onun yardımıyla bu zorluğun üstesinden geleceğiz.” dedi babasına. Isildur riske girmek istemedi. İkinci kumandanına seslendi ve ona Narsil’in kırık parçalarını verdi. “Ne olursa olsun, bunların onların ellerine geçmesine izin verme; varsın ileride seni savaş anında beni terk edip kaçan bir korkak olmakla suçlasınlar. Yanında güvendiğin bir adamı al ve buradan son hızla uzaklaş! Haydi, git artık! Sana emrediyorum!” dedi. Ohtar (Numenorluların çok güvendikleri adamlarına seslenme şekilleri) olarak anılan güvenilen komutan yanına birini de alarak son sürat oradan uzaklaştı.

Isildur’un kafilesi, çok zayiat vermeden Orkları geri püskürttü. Artık onların bir daha geri saldırmayacaklarından emindiler. Çünkü onların kişiliği böyleydi. Bir anda saldırır ama düşman karşılık verince cesaretlerini kaybeder, geri kaçar ve bir daha saldırmazlardı. Ama Isildur yanılıyordu. Bu dağların orkları diğerlerine benzemezdi. Bunlar Barad-Dur’dan gönderilmiş liderleri tarafından dağ geçidini denetlemek için çok önceleri konuşlanmıştı. Savaşın bittiğinden ve Sauron’un yenildiğinden de haberdar değillerdi. Bu yüzden bu denli öfke ve cesaretle saldırıyorlardı. Eğer bu haber onlara ulaşmış olsaydı, çok önceden dağılıp gitmiş olurlardı, kim bilir? Belki bu felaket Isildur ve oğullarının başına da gelmezdi. Lakin olan oldu. Habersiz orklar, efendilerinin korkusu ve savaşın şiddeti ile yeniden saldırıya geçtiler.

Zor duruma girdiklerini gören Elendur, babasından Tek Yüzük'ü kullanmasını istedi, ama Isildur, bunu reddetti. “Onu kullanamam. Ona dokunma cüretini göstermem halinde çekeceğim acıdan korkuyorum. Hem Yüzük’ü kendime itaat ettirecek kudreti görmüyorum… Bence Yüzük, Üç Yüzük Koruyucuları’na emanet edilmeli.” Isildur, Yüzük’ü kendisine saklamanın yanlışlığını fark etmiş, kibirli ve aşırı gururlu davranışının altında ezilmişti. Pişman olmuştu ama artık çok geçti. Orkların saldırısına bir süre daha karşılık veren Isildur, vaziyetin iyi olmadığını, Yüzük’ün de tehlikeye girdiğini gördü. Oğlu Elendur, yaralanmadan önce babasını buldu; kardeşleri Ciryon’un öldüğünü, Aratan’ın da can vermek üzere olduğunu haber verdi ve onun bir an önce savaş alanını terk etmesini ve en kısa sürede Yüzük’ü koruyuculara emanet etmesi gerektiğini söyledi. Isildur hızla batıya döndü ve boynuna asılı bir kesede taşıdığı Yüzük’ü çıkartıp acı dolu bir çığlık eşliğinde parmağına geçirdi. Yüzük’ü takan görünmez olurdu ama Isildur, Batının Elendilmir’ini taşıyordu. Taş bir türlü zapt edilemiyor, alev almış kızıl bir renge bürünüp ışığını yayıyordu. Bu yüzden Yüzük etkisiz kalıyordu. Ancak Isildur pelerini ile taşı kapayınca, o zaman görünmez bir hal almayı başardı. Isildur hızla, arkasına bakmadan, kaçmayı sürdürdü.

Gece yarısı Anduin Nehri'ne vardı. Gücü tükenmek üzereydi ve karşıya geçmesi gerekirdi. Ani bir kararla tüm silah ve zırhını bir kenara çıkarttı. Kemerine bağlı kısa bir kılıç haricinde üzerinde hiçbir koruma kalmamıştı. Böylece nehre girdi. Akıntıya karşı kulaç atıyordu ama gerek gücünün tükenmesi gerekse akıntının güçlü olması dolayısıyla istediği gibi hareket edip, ilerleyemiyor, akıntı onu geri itiyordu. Nehrin öyle bir yeri vardı ki burası ‘tehlikeli bölge’ idi. Buradaki girdaplı bölge insanı zor durumda bırakıp, ölümüne neden olabilirdi. Isildur, tam akıntının yavaşladığını ve karşı kıyıya varmaya az kaldığını düşündüğü anda, kendisini her yerine yapışan yosunların ve sazların arasında bulunca, tehlikeli bölgeye girdiğinin daha da bilincine vardı. Ve işte, o zaman Yüzük’ün parmağında olmadığını fark etti. Yüzük, iradesini kullanarak, Isildur’un parmağından kayarak çıkmış ve Anduin nehrinin derinliklerinde, uzunca süre bulunmamak üzere kaybolmuştu. Isildur, kaybından dolayı acı hissetti ama kısa süre sonra acı kayboldu ve üzerinden bir yük kalkmış gibi rahatladı. Kendini yosun, saz ve sulardan kurtardı. Kendisini, Orta Dünya’nın göbeğinde, hiçliğin içinde kaybolmuş, sefil bir yaratık gibi hissediyordu. Yüzük’ün kaybolması ve pelerinin de artık üzerinde olmaması sebebiyle, Numenor kral ve kraliçelerinin alınlarında taç olarak taşıdıkları Batının Elendirmir’i kıvılcımlar saçarak parlamaya başladı ve bu orkların dikkatini çekti. Ama gecenin karanlığında bu ışık, orklar için tek gözlü bir canavardı. Devriye gezen birkaç ork korkudan ışığa doğru ateş açtı ve kaçarak oradan uzaklaştı. Orkların okları hedefine ulaşmış, Isildur’un boynuna ve kalbine denk gelmişti. Isildur ne olduğunu bile anlamadan ok darbesini yemiş, çığlık bile atamadan hayatını kaybedip Anduin nehrine düşüp, akıntıya kapılarak kaybolmuştu. Isildur, kendisi ile birlikte sadece Tek Yüzük’ü değil, Elendirmir’i de sulara gömmüştür ve uzunca süre bu ikisini bulan olmayacaktı.

Isildur'un kemikleri, binlerce yıl geçtikten sonra da bulunamadı ama Tek Yüzük'ü koymak için kullandığı kesesi ve Elendilmir, torunu Aragorn tarafından Orthanc'da bulundu. Saruman uzunca süre Tek Yüzük'ü bulmak için Anduin Nehri'ni araştırmış ve sonunda bu iki nesneye ulaşmıştı. Kese ve Elendilmir, ölürken Isildur'un üzerinde olduğu için, kemiklerinin Saruman tarafından bulunup yok edilmiş olması muhtemeldir. Yine de bu konuda hiçbir yerde bir bilgi yoktur.

Bu felakette iyi bir şey varsa o da, burada ölenlerin cesetlerinin orklar tarafından parçalanıp, kötü muamele edilmesine fırsat tanınmamış olmasıdır. Yeşil Orman çevresinde yaşayan insanlar (ki bunlar kimdir derseniz biz de bilmiyoruz ama belki Dale ve Esgaroth’u kuranların ataları olabilir.) olabilecekleri önceden sezdikleri için Thranduil’e en hızlı ulaklarını gönderip, diğer yandan orkları gafil avlamak için kendi aralarında birlik oluşturup peşlerinden gönderirler. Savaştan yeni çıkmış, ağır kayıplar vermiş orklar, bu yeni kuvvetlerle yeniden savaşmayı göze alamadılar ve dağlara kaçtılar. O bölgede uzunca yıllar böyle büyük bir çarpışma gerçekleşmedi.

Ferah Çayırlar Felaketi’nde hayatta kalan sadece üç kişi vardır; Ohtar, yanındaki adamı ve Elendur’un yaveri. Tüm bu anlatılagelenler bu üç kişinin şahitlikleri doğrultusundadır.


Yazar : Elrond
Bu yazı  6128  kez görüntülendi.
04.04.2014 18:35:16
güzergâh isildur
Yorum Yaz
Rumuz :  
Yorum :  
Yorumları Oku
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
Ağaçlar Savaşı
Kuytuorman içinde, Dol-Guldur ve Orman Diyarı arasındaki savaş.
Akraba Kıyımı
Noldor'un, Teler'i denizcilerini katletmesi.. Elflerin utanç olayı.
Angmar Savaşı
Cadı Kral'ın güçleri ile Dunedain arasındaki savaş
Azanulbizar Savaşı
Cüceler ve orklar arasındaki savaş.
Beş Ordular Savaşı
Erebor önlerinde 5 ordunun karşı karşıya geldiği savaş.
Dagor Aglareb (Muhteşem Savaş)
Dagor Aglareb, Muhteşem Savaş, Beleriand Savaşlar'nın üçüncüsüdür.
Dagor Bragollach (Ani Alev Savaşı)
Dagor Bragollach, Ani Alev Savaşı, Beleriand Savaşları'nın dördüncüsüdür.
Dale Savaşı
Yüzük Savaşı sırasında, Dale insanları, Erebor cüceleri ile Doğudölleri arasındaki savaş.
Dört Gözle Beklenen Davet
Bilbo'nun veda partisi.
Ferah Çayırlar Felaketi
Üçüncü Çağ’ın başlaması ile Sauron’un yenildiği haberi tüm Orta Dünya’da hızla yayıldı. Lakin bunu duymayanlarda vardı…
12
Ak Divan
Orta Dünya'nın Bilgeleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2014-2019