Thranduil
Thranduil savaşçı bir Sindar elfidir. Kesin doğum tarihi tam olarak bilinmez ama en geç birinci çağda doğduğu tahmin edilmektedir. Zira kendisi, babası Oropher gibi, Doriath prenslerindedir. Doriath krallığı ise 1 çağın sonunda yok olmuştu.

Elrond Efendi, 1 çağın sonlarında doğmuştu Thranduil ya Elrond'dan birkaç yüzyıl büyüktür ya da aynı yaşlardadır. Bu, tamamen onun savaşlara katılıp katılmamış olmasına bağlıdır ki genel söylenen şeyler babası ile savaşlara, özellikle son savaşa, katıldığı yönündedir.

İkinci Çağ ile birlikte Thranduil, Valar'ın çağrına uymayıp, Arda'da kalan elfler arasındaydı. Babası ve ailesinden geri kim varsa, yanlarına aldıkları bir avuç Sindar elfi ve Amdir ile birlikte doğuya doğru yolculuk etmeye başladılar.

Burada yine parantez açıyorum; düşünceme göre bir süre Cirdan ya da Gil-Galad'ın yanında(Muhtemelen de Cirdan'ın yanında) kalmışlardır. Zira Öfke Savaşı biter bitmez ha deyince toparlanıp yolculuğa çıkabileceklerine imkan vermiyorum. Ayrıca bu akıllarına bir anda da gelmemiştir. Sonuçta belirli bir hedefleri olmadan, yuva kuracak bir yer aramak için çıkıyorlar. Böyle bir şey için önceden bir tertip ve hazırlık gerekir. Elflerin zaman algısını düşünürsek de birkaç yıl burada kalıp öyle harekete geçmişlerdir.

Lorien topraklarına vardıklarında Amdir burada kalırken Thranduil ve babası nehri ve dağı geçip Yeşil Ormana geçmişlerdir. Burada dağınık halde yaşayan Silvan elflerini buldular. Oropher onları bir araya getirip Orman Krallığını kurarak başlarına geçti.

Thranduil yeni eviyle birlikte yeni halkının prensi oldu ve onların dilini, kültürünü benimsedi. Bitmemiş Öyküler'de yazdığına göre, ailesi ve onlarla gelen Sindarlar, sadece dil ve kültürü benimsemekle kalmayıp, isimlerini de Silvan dilinin karakteristiğine göre aldılar. Bu durumda Thranduil Doriath da yaşar iken farklı bir isimle anılıyor olabilir.

İkinci Çağın sonunda Sauron'un tehdidi en üst seviyelere ulaşmış, elfler ve insanlar ona karşı savaşmak için son kez bir araya gelmişti. Thranduil ve insanları da Son İttifak'a katılanlar arasındaydı. Savaşın sonunda Thranduil babasını ve savaşçılarından büyük çoğunluğunu kaybetmiş bir halde evine geri döndü ve Orman Krallığı tahtına oturarak hüküm sürmeye başladı.

3. Çağda her elf gibi o da daha çok halkı ile ilgileniyordu. Onların güvenliğini ve refahını sağlamak için çalıştı. Gölge ormana girip, ormanı karanlığa gömmeye başlayınca halkını ormanın en kuzeyine çekip krallığını sil baştan kurdu ve yerin altına kazılar yaptırarak yaşam alanları ve kale inşaa etti. Böylece gerektiği halde halkı buraya girecek ve tehlikelerden korunacaktı. Ayrıca yönetim şekli olarak da Thingol'un tarzını benimsedi Uzunca süre barış içinde ülkesini yönetip, halkını korudu.

Thranduil, sonbahar geldiğinde, halkı tarafından, orman dalları ve yapraklarından yapılma bir taç giyiyordu. Halkı tarafından sevildiğine şüphe yok Hobbit kitabında anlatılageldiğine göre halkının en büyük kralı olarak tarihe geçmişti.

Thranduil bilinmeyen bir dönemde evlenmiş, yine bilinmeyen bir dönemde oğlu Legolas doğmuştur. Babasının ölümü bilinmektedir, ama annesi hakkında bilgi sahibi değiliz. Aynı şekilde akıbeti belli değildir. Lakin Legolas hakkında bir çok bilgiye sahip olduğumuz aşikar.

Yüzük Savaşından 60 yıl önce, Thorin Meşekalkan ve Gandalf'ın liderliğindeki cüceler ve Bilbo Bagins'in yolu Thranduil'in krallığa düşer. Yabancılara karşı temkinli olan Silvan Elfleri, bu maceraperest cüceleri esir alıp krallarının huzuruna çıkartırlar. Thranduil Balin ve Thorin'in sorguya çeker ama yolculuklarının akıbeti hakkında bilgi alamayınca tehdit oluşturduklarına kanaat getirip, zindana atılmalarının emrini verir. Bilbo Bagins yüzüğün yardımıyla onları kurtarmasaydı, ömürlerinin sonlarına kadar zindanlarda kalacaklarına şüphe yok. Zira zindanlar Thranduil'in yaptırdığı kalenin içindedir ve kapılar ancak elf büyüsü ile açılıp kapanmaktadır Onun izni olmadan dışarı çıkış imkânsızdır.

Ejderha Smaug'un ölüm haberini alan Thranduil, dağdaki hazineden pay almak umuduyla Erebor'a, Yalnız Dağın eteklerine kadar ordusuyla gelir. Zira Thranduil şaraba ve kıvılcım taşlarına düşkünlüğü olan bir elf kralıdır. Ayrıca Thorin ve cücelerin öldüğünü düşünmektedir, aynı Okçu Bard gibi. Fakat yanıldıklarını çok kısa sürede anlayacaklardır.

Bard, yıkılan kasabalarının inşası için, ve Dale'den Smaug tarafından çalılan altınları talep ederken, yardımları ve dostukları için Thranduil ve halkına da pay verilmesini ister. Thorin ise hepsini reddederek savaşmayı göze alır. Thranduil ise altın için savaşmayı uygun bulmamıştır ama bir gece gizlice yanlarına gelen Bilbo'nun onlara Arken Taşı'nı vermesi ile savaşmadan bu işi bitirme şansı doğmuştur. Zira Thorin bu taşa düşkündür ve onunla ona her şey yaptırılabilir.

Thranduil küçük hobbit'in cesaretinden ve iyi niyetinden etkilenerek onunla kalmasını, zira Throin'in bu durumu iyi karşılamayacağını söyler. Bilbo teşekkür etse de gitmek zorunda olduğunu söyleyerek yanlarından ayrılır.

Savaş zamanı geldiğinde ise cüceler ile savaşmayı bekleyen Thranduil, kendini birden Beş Ordular Savaşı'nın içinde bulur. Orklar ve Warglar saldırıya geçmiştir. Savaşın sonunda zafer onlarındır ama kayıpları da sayısızdır. Thorin de buna dahildir. Thranduil cüceyi onurlandırmak için ondan alınan Oricst kılıcını mezarına koyar, Arkentaşını da onun göğsüne yerleştirilir.

Hazineden payını alıp eve dönen Thranduil, bir süre daha sessizce beklemekte ve çevresinde olan biteni izlemektedir. Zira yüzyıllardır etrafında dönen biten şeyleri izlemekte ve kötülüğün yeniden ortaya çıkmasından korkmaktadır. Ne yazık ki haklılığını çok önceden öğrenmiştir. Aragorn, Gollum'u getirip ona emanet eder, fakat Gollum bir gece orkların saldırısını fırsat bilip kaçar. Bunun üzerine oğlu Legolas'ı onu aramaya gönderse de Legolas onu bulamaz. Bu durumu haber etmek üzere Elrond'un evine, Imladris'e gider.

Legolas kardeşliğe katılanlar arasına seçilmişken Thranduil de kuzeydeki Dol-Guldur tehlikesine karşı önlemler almaya, muhtemel savaşa hazırlanmaya başlar. Çok geçmeden de Sauron dört bir yana orduları ile saldırıya geçmiştir ve Orman Diyarı da bunlardan biridir.

Ağaç Savaşlarının sonucunda orklar yenilir ve Dol-Guldur da Celeborn tarafından yok edilir. Sauron'un yok edildiği haberi her yere yayılınca Sauron'ın müttefiklerinden arta kalanlar kaçarlar. Yeşil Orman sonunda yeniden ferahlığa kavuşmuş, Thranduil de krallığının sınırlarını yeniden genişletmiştir.

Dördüncü Çağ'da Thranduil hakkında bilgi yoktur. Büyük ihtimalle diğer elfler ile birlikte çok geçmeden Valinor'a dönmüştür. Buna alamet eden şey ise Cirdan'ın tüm elfler gidene kadar Arda'yı terk etmemesi ve Legolas'ın, insanlarından oluşan bir koloniyi Ithilien de kurup, Aragorn ölünce de Valinor'a yelken açmasıdır.

Thranduil uzun, sarı saçlı, mavi gözlü bir elf olarak tanımlanmaktadır. İsminin manası 'Kuvvetli Bahar'dır.

Kimi yerde Thranduil'in Galadriel'e gençliğinde aşık olduğu yazar ama Tolkien kitaplarında böyle bir yazı ile hiç karşılaşmadım. Lakin sihirli yüzüklerin yapıcısı olan Celebrimbor'un Galadriel'e aşık olduğu Bitmemiş Öyküler de yazar.


Yazar : Lthien Elensar
Bu yazı  10223  kez görüntülendi.
27.05.2014 00:19:42
Yorum Yaz
Rumuz :  
Yorum :  
Yorumları Oku
Baran Özcan
09.01.2017 19:40:09
Sayın akdivan.com yöneticisi thranduil in biyografisinin son cümlesini düzeltilmesini rica ederim çünkü celebrimbor kadın değil erkek
0
Elrond - Yönetici
Ak Divan Bilgeleri
16.02.2016 14:25:22
"Kendisine" yazınca anlam bozulmuş, haklısınız. Bitmemiş Öyküler'e göre, Celebrimbor Galadriel'e aşık.
0
hillltohell
14.02.2016 18:04:51
celebrimbor aşık derken? kime aşık Galadriel'e mi yoksa Elvenkinge mi anlamadım ,
0
Ak Divan
Orta Dünya'nın Bilgeleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2014-2017